23 Ağustos 2011 Salı

yüksekova atölyesi günlüğü


Bu çalışma dolayısıyla en fazla Şırnak- Yüksekova yolu kalacak hafızamda. (Duygusal hafızam daha yoğun ve karmaşık. Çünkü yoğun bir duygusallık bu işin bir parçasıydı baştan itibaren)
Uzun zamandır gidip geliyorum o yoldan ama bu denli sık olmadı hiçbir zaman. Çünkü göze alamıyordum.
Bugün yine o yoldan geçtim. Her zaman için dediğim o ki; o yol başka bir yol. O yol, Kürt sorununun özeti gibi. Yalıtılmış ve yok sayılmış bir coğrafya. Varsa yoksa askeri ihtiyaçlar ve nedenler, gerisi 'anlamsız' ve 'gereksiz.' Bir zamanlar yüksek vadilerde yaşayan oradaki Kürtler oralardan inip yol boyunca sığınaklara benzeyen evlerde yaşamak zorunda kaldılar.
Yol sabırdır onlar için. O yoldan gelip gidenler uğramasa da selamlaşmasalar da ilgilenmeseler de iyi geliyordur belli ki. Yükseklerden düzlüklere indiler ama yine karışmadılar kalabalığa, bize.
Bir zamanlar herkes sınır boyunca bir biçimde hayatını idame ettirebiliyordu ama şimdilerde birkaç sigarayı bile yoldan geçirmek suçtur ve bağışlanamaz. Çoğu zaman beraber yolculuk yaptığım ve oralı olan yaşlılarla sohbet ederim. Her vadide her geçitte her kayalıkta bir iz bırakmışlar. Tehlikeli olan hiçbir şey yoktu o zamanlar. Zaten sınır dediğin nedir ki suyun hemen öte yanı başka bir ülke.
Sınırlar en fazla Kürtler için anlamsız oldu haliyle ilişkilerini her zaman korudular. zaten var olan ilişkilerini, bazen ticaretle, bazen evliliklerle bazen acıları paylaşarak korudular.

Yol, hep öte tarafta başka bir dünyaya bazen karışarak bazen kıyısından geçerek ilerler saatlerce. O yoldan ilerlerken asla Türkiye'de yaşadığınıza inanamazsınız. Öte tarafın gizemi içerdeki kötü gidişatın önüne geçemiyor. Hep bir sonraki kontrol noktasında hayatın tüm gizemi, renkleri ve sesleri yok oluyor.
O yolda hep hikayeler dinledim. Tanıdığım tanımadığım pek çok insandan. ve aslında her yolcuğum yeni bir hikayedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder